SAVCILIKTAN BELGE SAKLAYIP İMHA ETMİŞİM YALANI

SAVCILIKTAN BELGE SAKLAYIP İMHA ETMİŞİM YALANI

OLAY 1

TUTUKLANMAMA NEDEN OLAN İLK YALAN HABER

NOT: Bu bölümü biraz uzun tutacağız. Çok sayıda belge ve bilgi paylaşacağız. Abimin bir iftira nedeniyle nasıl tutuklandığı ilk bölüm. Tam 4 yıl 9 aydır bu iftira, skandal nedeniyle tutuklu. Başlıklarla olayı özetlemeye çalıştık. Hukuk skandalı ve hukuk cinayetini okudukça göreceksiniz…

ODA TV, VATAN, GAZETEPORT VE SOL GAZETESİ’NİN  YAPTIĞI İKİ YALAN HABER NEDENİYLE TUTUKLANDIM

Tutuklanmama neden olan iki yalan haber var dava dosyamızda. 2010 yılında Vatan gazetesi, Oda TV, Sol gazetesi ve Gazetport’a çıkan yalan haberler üzerine tutuklanıyorum. Bu haberler savcılığın en sağlam ve tek delili. Balyoz sanıkları bu haberleri 5 yıl sonra, soruşturmamı yürüten savcı Gökalp Kökçü’ye veriyor. Bir de Hüseyin Ersöz’ün 2010 yılında vermiş olduğu bir beyanat var onu da haberleştirmiş siteler. Onu da delil diye veriyor. Savcı Kökçü ve hakimler de bu haberlerin doğru olup olmadığını araştırmadan beni tutukladılar.

Tutuklanmama neden olan haberler ile soruşturma ve dava dosyamıza giren belgeleri tek tek sizlerle paylaşayım. 27 Aralık 2010 tarihinde Gazeteport’ta İhsan Demir bir haber yapıyor.

“BARANSU, ÇOK GİZLİ BELGELERİ SAVCILIĞA VERMEYİP, SAVCILIKTAN GİZLEYİP İMHA ETMİŞ”

Haber şu başlıkla okurlara duyrulmuş; Mehmet Baransu, “çok gizli belgeleri savcılığa vermeyip imha etmiş.”

Konuyu bilmeyenler olabileceğini düşünerek Balyoz haberini yapma sürecimizi kısaca özetleyelim. Bu haberi o süreçle birlikte değerlendirmemiz gerekiyor.  

2010 yılında, darbe planlarının olduğu 4 adet CD’yi aldım. Taraf Gazetesi’nde, 20 Ocak 2010 tarihinde darbe planını haber yaptık. Darbenin ses kayıtlarını yayınladık. 

ERDOĞAN: CD’leri dinliyorum, şok oluyorum…

https://videonuz.ensonhaber.com/izle/erdogan-o-cd-leri-dinlerken-sok-oluyorum

Haberin yayınından bir gün sonra, Cumhuriyet Savcılığı’na bazı sanatçılar suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, soruşturma açtıklarını söyleyip, Taraf’taki CD’leri istedi. Biz de kendisine aynı gün Taraf’a gelen CD’leri teslim ettik. Yeni bilgi veya belge olması durumunda da savcılığa bilgi vermemizi söyledi.

Gazete olarak haberi yayımlamaya devam ettik. 

9 gün sonra, 29 Ocak 2010 tarihinde ise kamuoyunun bildiği o “bavul” içindeki tüm orijinal belgeleri aynı kişi bana verdi. Bavuldaki tüm belgeleri, savcılık istediği için aynı gün kendilerine tutanakla teslim ettim.

Sivil savcıların yanı sıra askeri savcılık da olayla ilgili soruşturma açmıştı. Haberden yaklaşık bir ay sonra, 26 Şubat 2010 tarihinde, askeri savcı olayla ilgili ifademe başvurdu. Kendisine ifade verdim. 

Tutuklanmama neden olan olaylar zinciri de bu ifademde olmayan sözleri varmış gibi haber yaptıran Hüseyin Ersöz’ün beyanatlarıyla başladı. İftiralarıyla başladı. Ersöz bir de askeri savcılığa verdiğim ifademin tarihini karıştırmış ve kendisi bu tarih üzerinden kurguya başlamıştı. İşte o yaptığı kurgu tutuklanmama neden oldu. Konu bütünlüğünün dağılmaması için aşağıda bu detayları belgeleriyle anlatacağım.

Yalan haberleri Gazeteport sitesi, ardından ODA TV, Vatan Gazetesi ve Sol Gazetesi haberleştiriyorlar.

Haberin başlığı şu; Baransu, “ÇOK GİZLİ BELGELERİ YOK ETMİŞ.” Haberde, “Belgelerin tamamını savcılığa vermeyip, yok ettiğim, belgeleri savcıdan gizlediğim ve sorumluluk doğuracağı için imha ettiğim” yalanı ve iftirası yazılıyor.

Savcı Gökalp Kökçü bu haberi araştırmadan, ifademde böyle cümleler olup olmadığına bakmadan, en önemli delillerinden biri olarak beni suçluyor ve tutuklatıyor. İki delili var bir diğer delil de yine yalan bir haber.

İşte tutuklanmama neden olan o ilk haber.

İşte bu haber ve birazdan bahsedeceğim başka bir haberden dolayı, “Devletin Gizli Belgelerini Yok Etme”, TCK 326/1 maddesindeki suçlama gerekçe gösterilerek tutuklandım. 

Haberde ilginç olan nokta ise şu; Haberin girişine, “Belgelerin tamamını savcılığa vermeyip yok ettiğim, savcıdan belge gizlediğim” yalanını yazanlar,  haberin altına askeri savcılık ifademi koymuşlar. İfademde, yazdıklarını iddia ettikleri öyle bir cümle olmadığı açık açık görülmesine rağmen, yalan ve iftira atmışlar. Haberi yazanların ifademi bile okumadıkları anlaşılıyor. Askeri savcılık ifademi de aşağıda sizlerle paylaşacağım.

ASKERİ SAVCI BANA O GÜN NE SORMUŞTU-ARAMIZDA NASIL BİR DİYALOG GEÇTİ?

Bu bölümü daha iyi anlamanız için haberlerden önce askeri savcılıkta o gün ne yaşadığımı anlatmak istiyorum. 

Askeri savcıya, bize ilk gelen dört CD dahil, bavulun geliş hikayesini anlattım. Savcı, anlattıklarımı özetle ifadeye geçti. İfademin sonunda, askeri savcı, Taraf gazetesinde yayımladığımız belgelerin üzerinde GİZLİ damgasının olduğunu, birinci ordunun oturma şemaları, helikopter, tank gibi özel bilgilerin olduğunu söyleyip, bunların yetkisiz kimselerin eline geçme endişesini paylaştı.

Ben de kendisine şunu söyledim; “Sayın savcım, tüm darbe belgelerinin üzerinde GİZLİ damgası var. Siyasetçileri tutuklayacaklarını söyledikleri belgelerde GİZLİ damgası var. Sokakların konuşlanacağı ve üzerinde “Darbe Harekatı” yazan belgede GİZLİ damgası var. Siz merak etmeyin, biz gazetede yayımladığımız belgelerinin fotokopilerini, yayınlandıktan sonra imha ederiz. Zaten tüm orijinal belgeleri de savcılığa verdik. Gazetede bastığımız belgeleri de imha ederiz” dedim ve savcı bunu ifadenin sonuna aynen şöyle ekledi;

“Ayrıca içinde çok gizli belge olduğu için bunları imha ettik. Çünkü bunların sorumluluk doğuracağını bildiğimiz için SAVCILIĞA TESLİM ETTİKTEN SONRA bunları imha etmiştik.”

Askeri savcıya verdiğim ifademdeki işte bu bölümü alıyorlar ve haberde belgeleri SAVCILIĞA TESLİM ETMEYİP, SAVCILIKTAN BELGELERİ GİZLEYİP imha ettiğim yalanını yazıyorlar.

İfademdeki “BELGELERİ SAVCIYA TESLİM ETTİKTEN SONRA” kısmını okumuyor ve görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar. İfademde açık açık belgeleri savcılığa teslim ettikten sonra bunları imha etmiştik dememe rağmen, haberde “belgeleri savcılığa teslim etmeyip, savcılıktan gizleyip imha etmiş” yalanını yazıyorlar.

Haberin devamında da askeri savcılıkta vermiş olduğum ifademi koymuşlar. O bölümü de sizlerle paylaşayım.

“GİZLİ BELGELERİ SAVCILIĞA VERMEYİP İMHA ETTİM, SAVCILIKTAN SAKLADIM” SÖZLERİ İFADEMİN NERESİNDE VAR? İFADEMDE BÖYLE BİR BEYANIM YOK.

Haberin altına askeri savcıya verdiğim ifademi koymuşlar. Şimdi şu sorulara cevap verilmesi gerekiyor.

1: İfademin hangi bölümünde, neresinde, “üzerinde çok gizli damgası bulunan bazı belgeleri de SAVCILIĞA VERMEYİP, SAVCILIKTAN GİZLEYİP imha ettiğim, yok ettiğim” cümlesi var?

Ben bu soruyu yargılandığım mahkemede yaklaşık 30 ayrı hakime sordum. Son heyete de sordum ve mahkeme heyeti bana böyle bir cümlem olmadığını söyledi.  

2: İfademde orijinal belgeleri savcılığa teslim ettiğimi söylüyorum. Belgeleri teslim etmişsem, teslim ettiğim şey artık bende olmadığına göre, ben nasıl olur da bunları imha etmiş olabilirim?

Bu soruma da cevap verilemedi.

Savcılık ve hakimler beni “Devletin Gizli belgelerini yok ettiğim” iddiasıyla tutuklamasına rağmen, aslında bu CD’ler içinde hiçbir belgenin yok edilmediği tam 14 ayrı bilirkişi raporuyla sabit olduğu da mahkeme dosyamızda var. Bunları da heyete tek tek gösterdim. Bu bölümü ayrıca sizlerle paylaşacağım. Konu bütünlüğünün bozulmaması için sırayla gidiyorum. 

Bahçeli : Celal Adan doğru söylemiş…

http://www.aljazeera.com.tr/haber/mhp-lideri-darbe-hevesini-onayladi

ASKERİ SAVCININ İFADEMDE BANA SORDUĞU BELGELERDEN BİR İKİ ÖRNEK GÖSTEREYİM…

İfademde dikkatinizi bir nokta çekmiştir. Askeri savcıya “belgeleri savcılığa teslim ettikten sonra bunları imha etmiştik” diye bir cümlem var. Yukarıda askeri savcının bana ne sorduğunu, kendisine ne cevap verdiğimi açıkladım. “Askeri birliklerin yerini gösteren belgeleri, helikopter özellikleri, tanklar  vb. gibi belgelerin yetkisiz kişiler eline geçme endişesini bana sormuştu.

Ben de kendisine yukarıdaki ifadeleri kullanmıştım. Tutuklu olduğum dava dosyasının 8. Klasöründe askeri savcının sorduğu o belgelerden bazıları zaten var. Bu belgeler arasında, “Darbe Harekatı” yazan orijinal, gerçek, hiçbir sahtecilik iddia edilemeyen belgede bile GİZLİ damgası olduğunu göreceksiniz. Sadece bir iki örnek göstereceğim.

Belgede DARBE HAREKATI yazıyor. Altında GİZLİ damgası var.

Belgede askeri birliklerin konuşlanma yeri var. Altında GİZLİ damgası var.

Balyoz planında Darbe günü tankların nereye konuşlanacağı belgede yazılı, altında GİZLİ damgası var.

Darbe günü görev alacak birliklerin nerelerde olduğunu gösteren belge. Altında gizli damgası var.

Bu belgeler gibi binlerce belge var. Askeri birliklerin ve askeri teçhizatla ilgili belgeleri askeri savcı sordu ve ben de kendisine “merak etmeyin sorumluluk doğuracağını bildiğimiz için bu belgeleri savcıya teslim ettikten sonra imha ettik” dedim.

İşte bu ifadem çarpıtılıp, “belgeleri savcıya teslim etmeyip, belgeleri savcıdan gizleyip imha etmiş” diye haber yapıldı. İfademdeki “savcıya teslim ettikten sonra” cümlesinin ne anlama geldiğini bile düşünmeden bunu yaptılar.  “Egemen Harekat Planı” denen, “Devletin Gizli Belgesini yok ettiğim” yalanı işte bu haberle başladı ve hakkımda önce soruşturma açılmasına, sonra tutuklanmama, sonra dava açılmasına ve 4 yıl 9 aydır da tutuklanmama neden oldu.

Bundan başka tutuklanma konum yok ve sizlere TUTUKLANMA müzekkereleri belgelerini de ilerleyen bölümlerde göstereceğim.

Askeri savcılık ifademde dikkat edilirse askeri savcı bana, “Egemen Harekat Planı” diye soru sormuyor.  Askeri savcılıkta bana nasıl bir soru sorulduğunu bilmeyenler, ifademde olmayan cümleleri de ekleyip hakkımda suçlama yönelttiler.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI: TARAF GAZETESİNDE DEVLETİN GİZLİ BELGESİ YAYIMLANMADI

Konuyu dağıtmadan bir hatırlatma daha yapayım. Tutuklu olduğum için Anayasa Mahkemesi’ne haksız yere tutuklandığım gerekçesiyle itirazda bulunduk. Adalet Bakanlığı mahkemeye açıklama gönderdi. Gazetede, Devletin Gizli Belgesini yayımlamadığımızı açıkladı. Anayasa Mahkemesi de aynı kararı verdi. Ve Yüksek Mahkeme kararıyla Devletin Gizli Belgesini yayımlamadığımız, savaş planını yayımlamadığımız kesin karara bağlandı.

İlerleyen bölümde başka bir ODA TV yalan haberinin de savcılığa Genelkurmay Başkanlığınca gönderilen bir yazıyla nasıl yalanlandığını göreceksiniz.

Konuyu dağıtmadan devam edeyim.

Gazetede yayınladığımız bir GİZLİ belge yoksa, devletin savaş planı yoksa, bunu da hem Adalet Bakanlığı hem de Anayasa Mahkemesi söylüyorsa, o zaman gazetede bastığımız ve fotokopisini imha ettiğimi söylediğim belgelere, nasıl olur da DEVLETİN GİZLİ belgesi denir?

Yukarıda size bir iki örnek verdim. Darbe Harekatı belgesine bile GİZLİ damgası vurmuşlardı o darbe toplantısında. Tüm belgelere GİZLİ damgası vurmuşlardı çünkü Çetin Doğan’ın böyle bir emri vardı. Bu emri de Taraf gazetesinde yayımlamıştık. Tüm belgelere GİZLİ damgası vurulacak emrini.

Comments are closed.