İDDİANAMEMİ YAZAN SAVCI DA DARBE PLANI OLDUĞUNU KABUL ETMİŞ

İDDİANAMEMİ YAZAN SAVCI DA DARBE PLANI OLDUĞUNU KABUL ETMİŞ

OLAY 15

SAVCI GÖKALP KÖKÇÜ VE POLİSLER BALYOZ’UN DARBE PLANI OLDUĞUNU KABUL ETMİŞLER  

İddianamede yazanlarla ilgili çok şaşırdığınız biliyorum. Sizleri biraz daha şaşırtayım isterseniz. 1 Mart 2015 tarihinde gözaltına alındıktan sonra aynı gece polis tarafından ifadem alındı. Yaklaşık 30 soru bana yönelttiler. Bu sorular arasında en ilginç olanları ise yukarıdaki başlıkta belirttiğim gibi Savcı Gökalp Kökçü’nün seminer adı altında 2003 tarihinde “darbe planı” yapıldığını söyleyip, bunu da bana polis sorgusunda sordurtması.  

Polis sorgumdaki 24 ve 25’inci sorularda, savcı ve polisleri açıkça darbe planı yapıldığını ve darbe planı belgesini kitabımda niçin yayımladığımı bana sordular. İddianamede de bu soruları aynen kullandılar.

POLİS BANA SORUYOR: DARBE HAZIRLIKLARININ YAPILDIĞI BELGE ÜZERİNDE GİZLİ DAMGASI VAR. BUNU NİYE YAYINLADIN? BU DEVLETİN GİZLİ BELGESİ

İddianamenin 216’ncı sayfasında, 2003 yılında askerlerin darbe planı yaptıkları bakın nasıl kabul edilip, bana sorulmuş.

Savcının hazırlayıp polise verdiği ve polisin de bana sorduğu 24’üncü soruda Necat Bek ve Süha Tanyeri’nin seminerin ardından yazdıkları yazının, darbe hazırlığı olduğu açık açık yazıyor gördüğünüz gibi. Benim soruşturmamı yürüten savcı, benim ifademi alan polisler 2003 yılında darbe hazırlığı yapıldığını söylüyorlar.

Darbe hazırlığı yapılan belge üzerinde GİZLİ damgası olduğu için de bunu niçin yayınladın diye bana soruyorlar. Bunu devletin GİZLİ belgesi olarak kabul ediyorlar. Hem darbe belgesi diyorlar, hem de GİZLİ belge. Bu, darbe belgesi de olsa, darbe hazırlığını ortaya koyan belge de olsa yayınlayamazsın, darbe hazırlıklarını kamuoyuna duyuramazsın diyorlar.

Darbe hazırlığı yapılan bir belgeyi gazetecinin yayınlamasının suç değil, görevi.

HSK BAŞKAN VEKİLİ SAYIN YILMAZ, HUKUK, ADALET VE YARGI ÖLÜMÜ BEKLEYEN HASTA GİBİ KOMADA. ADALETİ ÖLDÜRMEYİN.

HSK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz, medyaya beyanat verip, FETÖ sonrası yargının nasıl düzeldiği, bağımsız yargıçların nasıl görev aldıklarını anlatıyor. Sayın Yılmaz, bu yazı dizim, yargılandığım dava dosyamdaki yüzlerce skandaldan sadece bir kaçı. Yüzlerce hukuksuzluk ve usulsüzlüğün bir davada yapıldığını belgeleriyle gösterdim. Sadece bir dosyamda olanlar bunlar. Yüzlerce davadan yargılanıyorum ve hepsi böyle. Adalet yerlerde sürünüyor. Çünkü, FETÖ’yü bitirin diye  hakim, savcı ve polisleri ortalığa saldınız. Onlar da “nasıl olsa iktidar ve HSK bizlerden hukuk değil, FETÖ’yü bitirmemizi istiyorlar. Bu durumda her tür hukuksuzluk serbest” diye düşünüyor almalılar. Başka türlü bu kadar hukuksuzluk yapılmaz çünkü.

Cezaevinde binlerce insanın dosyasını duyuyor ve öğreniyorum. Benim tek davamdaki hukuksuzluklar bunlar. Yargıya güven her geçen gün azalıyor. Yargımız bitkisel hayatta ve sizler bunun farkında bile değilsiniz. Yarın çok geç olmadan, yargıyı bitkisel hayattan çıkarın. Yanılıyorsunuz diyorsanız, bu yazı dizimde, tutuklandığım bu dosyada anlattıklarımı, hukuksuzlukları nasıl izah ettiğinizi inanın merak ediyorum. Sorun benim, onun, bunun yargılanması değil. Sorun adaletin gün geçtikçe ölüme doğru hızla koşması.

Adaleti öldürmeyin. Adalet öldüğünde hepimiz ölürüz.   

Comments are closed.