İDDİANAMEDE YALAN HABERLERDEN BAŞKA DELİL, BELGE YOK

İDDİANAMEDE YALAN HABERLERDEN BAŞKA DELİL, BELGE YOK

Olay 4

BU YALAN HABERLER VE İFTİRALAR İDDİANAMEYE NASIL GİRDİ? DAVA DOSYASINA NASIL GİRDİ?

Bu yalan ve iftira haberleri yaptıran Hüseyin Ersöz, haberlerin çıktısını delil olarak soruşturma dosyasına koyan savcı Gökalp Kökçü. Gökten inmiş ayet gibi bu haberlere muamele yapıyor. Doğru kabul ediyor ve haberlerin doğru olup olmadığını bile incelemiyor, araştırmıyor. İncelemediğini, askeri savcılık ifademin tarihini karıştırıp, bana sorgumda sormalarından anlıyoruz zaten.

Savcı ilk olarak evimde Arama ve El Koyma yapılması için Sulh Ceza Hakimliği’ne yazı yazıyor. İşte bu yalan haberlerdeki iddiaları ilk kez o belge de kullanıyor. Yalan haberlere dayanarak, “Devletin Gizli Belgesini Yok Ettiğim” iftirasında bulunuyor. Evimde arama yapılmasını istiyor.

ARAMA-EL KOYMA-İNCELEME YAPMA TALEPLİ YAZININ SON SAYFALARI ISRARLA BİZDEN SAKLANIYOR, OCAK VE ŞUBAT YALANLARI ORTAYA ÇIKMASIN DİYE. DAVA DOSYAMIZA BU BELGENİN DEVAMI KONMADI. MAHKEME DE BU YAZIYI BİZDEN SAKLIYOR.

 Dava dosyamızda, Savcının İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğine yazdığı 27 Şubat 2015 tarihli evimde “Arama-İnceleme” yapılması yazısı var. Bu yazının tamamını da dava dosyamıza savcı koymamış. Çünkü, bu yazı polis sorgumdan önce hazırlandığı için orada Ocak ve Şubat ayını karıştırdıkları ve üzerine kurgu kurdukları o bölüm var. Polis sorgumda çıkardıkları bölüm var. Ben tutuklandığımda bu yazıyı hakim yüzüme okudu. Kısıtlılık kararı olduğu için de yazıyı bize vermedi.

HAKİMLER BELGEYİ SANIKTAN SAKLIYOR

Yargılandığım mahkemede 30 hakim değişti. Hepsinden, bu arama-el koyma yazısının dava dosyamızda olmayan sayfalarını istedim, tüm hakimler talebimi reddettiler. Belgeyi sanıktan saklıyorlar. Yazılı dilekçeler verdim ve mahkeme heyetleri sessiz kalıp, talebimi yerine getirmiyorlar. Gazetecilerin olduğu yargılamada, yazılı talep et gönderelim diyorlar. Ben de yazılı talebim zaten var, diyorum. Tekrar dilekçeyle yazılı talep ediyorum ve cevap bile vermiyorlar talebime.

Bu belgenin devamındaki sayfalardan niye korkuyorlar? Çünkü, beni bu yalan haberler üzerine tutukladılar. İddianamede açık açık yalan haberdeki “orijinal belgeleri imha ettiğimi” askeri savcılık ifademde beyan ettiğim yazıyor. Oysa benim böyle bir beyanım askeri savcılık ifademde yok.  Buna rağmen, iddianamede yalan yazıyorlar. Beni bu yalan üzerine “Devletin Gizli Belgesini İmha etme, Yok etme” suçuyla tutukladılar.

Ben savunmalarımda bunun yalan olduğunu ortaya koyunca, bu kez 326/1 maddesinin devam maddeleri kapsamında tutukluymuşum havası oluşturmaya çalıştı heyetler. 326/1 Gizli Belgeleri Yok Etmeden değil devamındaki maddelerden tutukluymuşum gibi bir açıklama yaptılar.

Ben de kendilerine, “suçluları korumayın hakim bey, açık açık, GİZLİ Belgeleri Yok etme” suçundan tutuklandığım dava dosyanızda yazıyor dedim. Tüm belgeleri tek tek kendilerine gösterdim. Birazdan sizlere de göstereceğim o belgeleri. Üretecek gerekçeleri olmadığı için, yalanlar ve iftiralar da ortaya iyice çıkmasın diye, işte bu arama ve el koyma tutanağını ısrarla bizden saklıyor ve delili bize vermiyorlar.

BELGENİN SON SAYFALARI OLMAMASINA RAĞMEN, “ORİJİNAL BELGELERİ YOK ETTİĞİM” İFTİRASI 2 KEZ BU BELGEDE YAZILMIŞ

Belgenin son sayfaları olmamasına rağmen,  savcı tam iki kez, Hüseyin Ersöz’ün yukarıda anlattığım yalan ve iftirasını doğru kabul edip, yazıda Askeri Savcılığa 26.01.2010 tarihinde ifade verdiğimi yazıyor. Yukarıda gösterdim bu belgeyi. İddianame aşamasında ise elle değiştiriyor bu tarihi. Tekrar o belgeyi göstereyim.

Belge üzerinde tahrifat yaptığı, sahtecilik yaptığı bu yazının devamında, yazı içinde “Mehmet Baransu belgeleri imha ettiğini savcılığa beyanda bulunuyor… Şüpheli Mehmet Baransu tarafından orijinallerinin yok edildiği kopyalarının teslim edildiği 19 adet CD….” Diye haberlerdeki yalanı yazıyor.

Bir savcının işi yalan olabilir mi? Bir savcı iftira atabilir mi? Bir savcı araştırma, inceleme yapmadan, askeri savcılık ifademi bile okumadan, önüne konanları doğru kabul edip, arama, el koyma diyerek, bir gazetecinin evini böyle arayabilir mi?

Maalesef oluyor bunlar. Aşağıdaki satırlar, ev aramam için hakimliğe yazılan bir savcının yazısı. Yalan ve iftiraları.

3. klasör sayfa 204’teki o bölümün görseli.

Bir not ekleyeyim. Yukarıdaki bu iftira iddianamemizde 20’ye yakın yerde aynen böyle geçiyor. Birazdan göstereceğim. Soruşturmanın ilk başından yazmaya başladığım için, sırayla gidiyorum. Tüm bu yazdıklarımın finalde iddianamede olduğunu göreceksiniz. Tüm yalan ve iftiraların.

Savcı bununla da yetinmiyor… Devam ediyor. Yazının üçüncü sayfası; “Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri yetkili makamlara teslim etmediği gibi, bir kopyasını teslim ederek orijinallerini yok ettiği, elinde devletin güvenliğine ve iç ve dış siyasal yararlarına ve askeri yararlarına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığını ifade etmiş ise de…” diye uçuk iftiralara devam ediyor. Oda TV ve diğer sitelerde bile olmayan yeni yalanlar ve iftiralar ekliyor. O bölümü de göstereyim size. Aynı yazıdan. Bu yazı dava dosyamızda 3. klasör sayfa 204’üncü sayfada bu belge var. Bu kadar detay veriyorum ki savcıyla farkım anlaşılsın. O iftira atıyor ben belgesini, üstelik hangi klasörde olduğunu da gösteriyorum.

Hiçbir ifademde “orijinal belge imha ettim, yok ettim” diye bir beyanımın olmadığını tekrar belirteyim. Bu yalan, Şubat ayında verdiğim ifademi, Ocak zannettikleri için, avukat Hüseyin Ersöz’ün yukarıda belgesini gösterdiğim yalan haberi üzerine kurgulandığı için tüm dava dosyamıza da aynen böyle giriyor.

Bir başka skandal da şu; “Devletin Güvenliğine İlişkin Belge ve Bilgileri yetkili makamlara teslim etmediğim” iddiası da bir iftira ve yalan. Ben tüm orijinal belgeleri savcılığa teslim ettim. Kaldı ki beni suçladıkları, Devletin GİZLİ Belgesi dedikleri belgelerin savcılığa teslim edildiği, hangi CD’ler içinde bu belgelerin olduğu, Balyoz soruşturması ve yargılamasında açık açık belliydi. CD’lerdeki bazı askeri bilgiler GİZLİ olduğu gerekçesiyle emanete kaldırılmıştı ve iddianamelerde bunlar açık açık yazıyordu. Sanıklara ve avukatlara bile verilmedi bu bilgiler. Ve bu belgelerin ne olduğunu da bavulu alan kişi olarak ben bile bilmiyorum. Çünkü biz Taraf’ta darbe belgelerini haberleştirdik, o denilen belgelerin varlığından iddianame çıkınca haberdar olduk. İçeriğini de bilmiyoruz. Kimse bilmiyor.

Yani GİZLİ belgeleri yetkili makamlara vermeyip, orijinallerini yok ettiğim iddiası da yalan. Devlet, “Baransu bize bu belgeleri verdi” diyor, “adli emanette bu belgeler” diyor ancak bir savcı çıkıyor, ismi Gökalp Kökçü, “hayır vermedi imha etti” diye yazabiliyor. Pervasızca bu iftirayı atabiliyor. Delilin ne diyoruz, delil gösteremiyor ve ODA TV’deki yalan haberleri bize gösteriyor. Savcılık adına, o makam adına  acınası bir durum inanın. Bu yazdıklarımdan alınacaktır “sayın” Kökçü “savcı” ancak, o makamın saygınlığı adına bunları yazıyorum. Kendisinin bu yaptıklarıyla o makamı tartıştırmaya hakkı yok. Bu yazdıklarım kendisini çileden çıkartıp, yeni bir soruşturma, terör soruşturması da hakkımda açabilir. Kendisine şunu söyleyeyim. Beni FETÖ’cülerle karıştırmasın. Ben idamı göze almışım. Savunmalarımı yakından kendisi zaten takip ediyor. O savunmalarımda da dediğim gibi, idam verilirse hakkımda, o sehpaya kirli ellerin dokunmasına bile izin vermem, kendim sehpaya vururum. Benim yüreğimi ve cesaretimi tartmaya kalkmasın, altında kalır “sayın” “savcı.”

Devam edeyim…

Savcının iftiraları bununla bitse yine gam yemeyeceğim. 

Orijinal belgeleri imha etmişim ve 19 adet kopya CD teslim etmişim diye bir cümlesi daha var. 

19 ADET CD, KOPYA DEĞİL ORİJİNAL, SORUŞTURMA DOSYANA KOYDUĞUN BALYOZ BERAAT KARARINDA BU BİLGİ VAR ONU BİLE OKUMAMIŞSIN SAVCI BEY!

Oda Tv’de çıkan yalan haberlere o kadar itibar etmiş ki savcı Gökalp Kökçü, (İddianamedeki iddiaların büyük bir bölümünün ODA TV’de çıkan yalan haberler olduğunu göreceksiniz bu savunmamın sonunda) hızını alamamış ve haberlerde olmayan bir iki iftirayı da ben sıralayayım demiş.

İddianamede onlarca yerde, polis sorgumda üç dört kez, bavul içinde teslim ettiğim 19 adet CD’nin orijinal değil, kopya olduğunu yazmış.

Savcıya şunu hatırlatayım. Mahkeme savunmamda heyete sayfa sayfa gösterdim. Savcı Gökalp Kökçü, soruşturma dosyasına Balyoza beraat kararı veren mahkemenin aldığı bilirkişi raporlarını koymuş. Toplamda 14 ayrı bilirkişi raporu var. Tüm bilirkişi raporları CD’lerin 17 tanesinin orijinal olduğunu söylüyor. Daha da ilginç olanı bu 17 CD’yi kimin hazırladığı, birinci ordudaki hangi sivil memurun hazırladığı, üzerlerindeki el yazılarının kime ait olduğu da belli. Bu kişiler el yazısı bana ait, CD orijinal diye savcıya ifade vermişler, mahkemede tanık olarak dinlenmişler. Tüm ifadeleri de dava dosyamızda da var,

Bu kişiler yargılamalarda mahkeme huzurunda CD’lerin orijinal olduklarını, üzerlerindeki el yazılarının kendilerine ait olduklarını beyan ettiler. Anayasa Mahkemesi karar verdi bu CD’herin orijinal olduğuna. Tartışmalı 3 CD olduğunu söyledi Anayasa Mahkemesi. Balyoz yargılamasında beraat kararı veren mahkemenin aldığı son bilirkişi raporu ise tartışmalı 2 CD olduğunu belirtti. Anayasa Mahkemesi’nin belirttiği bir CD’nin de orijinal olduğunu belirtti. 

GİZLİ BELGE DEDİĞİNİZ BELGELER BU ORİJİNAL CD’LERDEYMİŞ…

Daha ilginç bir nokta. Savcı yukarıda diyor ya, “Baransu, Devletin GİZLİ Belgelerini yetkili makamlara vermedi, orijinalleri yok etti, kopya 19 CD’yi verdi” diye.

Savcının bu yazdığının da yalan olduğu yazıyor bu beraat kararının gerekçeli kararında. Devletin Gizli Belgesinin hangi CD’lerde olduğu numara numara belirtilmiş ve bu CD’leri, o dönem birinci orduda çalışan sivil memurlar Melek Üçtepe ve Sevilay Bulut adlı iki kadın hazırlamışlar. CD’ler de orijinalmiş. Kendi yazıları üzerinde varmış.

Şimdi savcıya sormayacak mıyız; Hani orijinal CD’leri imha etmişti Baransu? Bu yalanı nereden, hangi belgeden uydurdun diye sormayacak mıyız savcıya.

Hani CD’ler orijinal değildi, kopyaydı?

Hani devletin gizli belgeleri yetkili makamlara verilmemişti? Bu belgelerin hangi CD içinde olduğu bile iddianamede, Balyoza beraat kararı veren mahkemede varmış. Buna cevap vermesini istesek sayın savcıdan, susacak ve ODA TV’den cevap için bir haber bekleyecek. Ben buradan ODA TV’cilere sesleneyim, savcılarına yardımcı olsunlar…

Bir savcı soruşturmasına koyduğu belgeleri okumaz mı? Okusa  yukarıdaki o yazıyı yazmaması gerekir. Okumuyor çünkü, Hüseyin Ersöz’ün beyanı, eline tutuşturduğu yalan haberler, Oda TV ve diğer sitelerde çıkan haberler yeterli savcı için.

 MAHKEMEDE BUNU ANLATINCA HAKİM ŞUNU SÖYLEDİ: “BARANSU, SAVCI BİR SATIR ÖNCE 19 ADET ORİJİNAL CD DE DEMİŞ.”

BEN DE HAKİME ŞÖYLE DEDİM; “ÇOK İYİ DİYORSUNUZ. O ZAMAN BU SAVCIYI ÇAĞIRACAĞIZ VE BİR SATIR ÖNCE BUNU DİYEN SEN, NASIL OLUR DA İDDİANAMEDE 20 YERDE BU YALANI İDDİA EDERSİN DİYE KENDİSİNE SORACAĞIZ, ÇAĞIRIN GELSİN KENDİSİNE SORMAK İSTİYORUM.”

 Mahkemede savunmamın ilgili bölümünde tüm bu konuları anlattım. Tek tek sivil memurların ifadelerini okudum. Hangi sayfalarda olduğunu mahkeme heyetine gösterdim. (Gerekçeli karar bin sayfaya yakın olduğu için tek tek gösteremiyorum burada.) Dava dosyamızın 13 ve 14’üncü klasörlerinde mahkemenin bu gerekçeli kararı var. İleriki bölümde ayrıntılı anlatacağım.

Mahkemeye, bir savcı 19 kopya CD diye yalan söyleyebilir mi diye sormuştum. Başkan da bana kendisine gösterdiğim yazının bir satır üzerinde savcının 19 adet orijinal CD dediğini bana gösterdi. Bende başkana, o zaman bu savcıyı çağırıp kendisine şunu soralım. Madem bir satır önce, 19 adet cd’nin orijinal olduğunu söylüyorsun, niçin soruşturma belgesinde ve iddianamede, onlarca yerde, (iddianamede 20’ye yakın bu iftirayı yazmış) bu yalan ve iftirayı suçlama olarak yapıyorsun diye soralım. Bu arama ve el koyma belgesine niçin bu yalanı ve iftirayı yazdı diye kendisine soralım dedim.

Başkan gülümsemekle yetindi bu duruma.

Bu detayın ardından yalan haberlerin arama- el koyma karar yazısına nasıl girdiği bölümüne tekrar geleyim.

27 Şubat 2015 tarihli ve bize son sayfaları ısrarla verilmeyen bizde yalnız üç sayfası olan yazıda, savcı 19 kopya CD iftirası yanısıra, orijinal belgeleri yetkili kurumlara vermeyip, imha ettiğim iftirasını da atıyor. O bölümü tekrar hatırlayalım. Yazıdaki ilgili bölüm.

DEVLETİN GİZLİ BELGESİNİ YOK ETME SUÇLAMASIYLA SUÇLANIYORUM.

İşte bu yazıya, 1. Sulh Ceza Hakimi Bekir Altun aynı gün olumlu yanıt veriyor. Yazıda ilginç bir bölüm var dikkatinizi çekeceğim. TCK 326/1 maddesindeki hangi suçtan suçlandığım da açık açık yazıyor bu yazıda.

Savcının bu yazısına 1. Sulh Ceza Hakimi aynı gün olumlu yanıt veriyor ve evimde arama yapılmasına karar veriliyor. Elde edilecek belgelerin de incelenmesine karar veriliyor. İşte o kararın ilk sayfasında “TCK 326/1 Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Yok etme” suçlamasıyla suçlandığım kayıtlara giriyor. İşte o karar. 1. Sulh Ceza Hakimliği, 2015/1203 D.İŞ Kararı.

Oda TV, Vatan gazetesi internet sitesinde ve birkaç sitede yer alan, “savcıdan belgeleri sakladı, savcıya vermeyip imha etti, orijinal belgeleri imha etti, askeri savcıya 26 Ocak’ta ifade vermiş, belgeleri imha ettim demiş” yalan haberi, ev aramama gerekçe yapılıyor. Bu nedenle suçlandığım ortaya çıkıyor. Birazdan tutuklanma gerekçemin de bu olduğunu göreceksiniz. ODA TV’deki yalan haber böylece soruşturma dosyasına giriyor ve tutuklanmama neden olan silsile de başlamış oluyor

EVİM ARANIRKEN TUTULAN TUTANAKTA DA AYNI GEREKÇE YER ALDI

Bu kararın ardından polisler evimde 1 Mart 2015 günü arama yaptılar. Bana yukarıdaki hakimlik kararını okudular. Bir de evimde ARAMA Tutanağı düzenlediler. İşte o tutanakta da TCK 326/1 Maddesindeki, “Gizli Belgeleri Yok Etme” suçlamasıyla suçlandığımı bir kez daha tutanağa yazdılar.

Bu belgeleri tek tek gösteriyorum çünkü TCK 326/1 maddesi gereğince bu yalan haberler ve iftiralar nedeniyle, GİZLİ belge yok etmekten tutuklandığımı heyete söylediğimde, “haberlerin yalan , iddiaların iftira olduğunu anlayan heyet, “TCK 326/1 yok etmeyi kapsamıyor” diye bir açıklama yaptılar ve bu suçları işleyenleri koruyan bir tutum sergilediler. Ben de kendilerine bir gün sonra, bu ve birazdan göstereceğim belgeleri tek tek gösterdim ve neyle suçlandığımın ve ne gerekçeyle tutuklandığımın dava dosyasında açık olduğunu gösterdim.

Devam edeyim.

Evimde arama yapılırken, polisler 1 Mart 2015 tarihinde savcıya bir yazı daha yazıyorlar ve “gözaltına alınmam talebinde” bulunuyorlar. Savcı da el yazısıyla 24 saat gözaltı kararı veriyor. İşte o yazıda da 326/1 maddesinden neyin kastedildiğini yazmışlar. “Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Yok Etme” suçlamasıyla suçlandığımı açık açık yazmışlar. İşte o yazı.

Devletin Gizli Belgesini Yok etme suçlamasıyla suçlanıyorum. Savcı bu yazının altına gözaltına alınmam için 24 saatlik süre verildiğini el yazısıyla onaylıyor. İşte yazının altındaki el yazılı bölüm. Savcı niçin beni gözaltına aldığını biliyor. 326/1’den neyi kastettiği belli.

OCAK-ŞUBAT AYINI KARIŞTIRIYORLAR VE TUTUKLANMA TALEPLİ YAZIYA SAVCI YİNE AYNI YALANLARI İFTİRALARI YAZIYOR VE TUTUKLANIYORUM

Savcı Gökalp Kökçü, 2 Mart 2015 tarihinde bu kez tutuklanmam istemiyle 5. Sulh Ceza Hakimliği’ne bir yazı yazıyor. Yazının iki, üç ve dördüncü sayfalarında yine aynı iftira devam ediyor. Çünkü, ocak ve şubat ayını karıştırıp, kurgu yaptıkları için ve evraklar da kayıtlara girdiği için kurguyu değiştiremiyorlar. Kurguyu değiştirdikleri anda da beni tutuklayamayacaklar. Bunu birazdan anlatacağım.

Ek Klasör 3, sayfa 119’daki tutuklama istemiyle yazılan yazı.

Aynı yazıda savcının Ocak ve Şubat ayını nasıl karıştırdığı, Hüseyin Ersöz’ün iftirasını nasıl gerçek kabul ettiği de kayıtlara girmiş. Savcı kurguya ortak olmuş. İşte tutuklanmam talebiyle mahkemeye gönderilen o yazının ilk sayfasında Şubat ayında verdiğim ifademi Ocak ayı zannetmelerinin belgesi.

            Orijinal belgeleri yok ettiğim yalanı tutuklanma istemiyle hakimliğe sunulan yazıda da defalarca yazıyor. Savcı Gökalp Kökçü’nün 2 Mart 2015 günü tutuklanmam için 5. Sulh      Ceza Hakimliği’ne gönderdiği yazının 2 ve 3’üncü sayfasında yine, “orijinal belgeleri imha ettiğim, kopyaları teslim ettiğim 19 CD” iftiralarını  tekrar yazıyor. Tutuklanma Talebi yazısının 3’üncü sayfası. Ek klasör 3, sayfa 120-121

Belgelerin orijinallerinin tarafımdan yok edildiği yalan, 19 adet kopya CD de yalan. Bu gerekçeyle tutuklanmamı istiyor savcı.

İFTİRASINI BİR ÜST BOYUTA TAŞIYOR SAVCI

Savcı iftirasında sınır tanımıyor. Aynı savcı aynı yazısında, bakın iftirayı nasıl bir üst boyuta götürüyor. Orijinallerini devletin yetkili makamlarına teslim etmeyip, yok ettiğimi iddia ediyor. İftirasını atıyor. Yukarıda bunu açıkladım, geçiyorum. Savcı hem evimi arama karar isteminde hem de tutuklanma istemli yazısında aynı şeyleri yazdığı için, sizlere tekrar gibi gelmiş olabilir. Farklı yazışmaları anlatıyorum ancak içerikleri aynı. Çünkü, beni tutuklattığı yalan ve iftira aynı. Aynı yazının 3’üncü sayfasındaki bir alt paragraf.

Tüm orijinal belgeleri savcılığa teslim etmeme rağmen, Ocak ve Şubat aylarını karıştırıp, ifademde “Orijinal belgeleri imha ettim”, diye tek bir ibare yokken, Balyoz avukatı Hüseyin Ersöz’ün iftirasını doğru kabul ediyorlar, Ocak-Şubat ayına bakmıyorlar, sonra da Vatan gazetesi, Gazeteport ve oda tv’de Hüseyin Ersöz’ün bu iftirasının yer aldığı haberleri delil diye dosyaya koyup, beni tutukluyorlar.

Devam edeyim. Orijinal belge imha etti iftirasının nasıl tutuklanmama neden olduğuna. Aynı yazının son sayfası. Bakın savcının beni tutuklamasının, mahkemeye yazdığı yazının tek nedeni, işte bu iftira. Bu yalan.

Tutuklanma Talebiyle 5. Sulh Ceza Hakimliğine yazılan yazıda, belgelerin GİZLİ olduğunu bildiğim, ancak devletin yetkili kurumlarına vermeyip, “ifademe göre orijinallerini imha ettiğim” İFTİRASI-YALANI yazıyor. Sonuna da bu gerekçelerle TUTUKLANMASI diyor.

Tutuklanma talebimle ilgili yazının son sayfası.

Tutuklanmama neden olan gerekçe işte bu yalanlar ve iftiralar. Savcıya sormak istiyorum. “orijinallerini ifadesine göre imha ettiği” ifadem nerede var, kime söylemişim bunu?

Bunu gösteremeyecek biliyorum çünkü savunma yaparken tüm heyetlere son heyet de dahil bunu sordum ve bana gösteremediler. İfadende böyle bir beyan yok dedi hakimler. Olmadığını ben de biliyorum da bir savcının nasıl olup da pervasızca, iftira atabileceğine şaşıyorum. Orijinal belge imha etti yalanı soruşturmaya Oda Tv, Vatan gazetesi haberiyle girmiş ve delil diye de dava dosyasına koymuşlar. O haberi bir kez daha göstereyim.

Ayları karıştırıp, haber yaptırdıkları o haberdeki işte bu yalan ve iftira satır, beni tutuklatan haber oldu.

Devam edeyim.

POLİS FEZLEKESİNDE AYNI YALANI YAZMIŞLAR.

Yıllardır adliyelerde muhabirlik yaptığım haber peşinde koştuğum için bilirim. Polis fezlekeleri, gözaltının yapıldığı gün değil, iddianamenin yazımına yakın hazırlanır.

Ancak ben gözaltındayken, polis fezlekem hazırlanıp, savcıya sunulmuş bile. Bu şaşırtıcı hız doğrusu beni şaşırttı. Bir yönden de iyi olmuş çünkü aynı iftiraları buraya da yazmışlar. Bir de fezlekeye, evime konan CD’yi daha incelemeden içinde neler olduğunu yazmışlar. CD çuvalda, mühürlü, hatta evimden çıkmış ve emniyete bile gelmemiş daha ancak o CD içinde neler olduğunu da yazmışlar fezlekeye. Bunu ayrı bölümde yazacağım. Gizli Belge imha etti yalanına devam edeyim.

Polis Fezlekesinde tam iki yerde TCK 326/1’deki hangi ibareden suçlandığımı yine açık açık yazmışlar. İşte 2 Mart 2015 günü gece yarısı hazırlanan fezlekedeki o bölüm. Savcı bu fezlekenin üzerine de el yazısıyla not düşmüş. Tutuklanmam için mahkemeye beni sevk ettiğini yazmış el yazısıyla. Fezlekede “SUÇLAR” bölümü var. İşte o bölümde neyle suçlandığımı açık açık yazmışlar. İşte fezlekenin ilk sayfası.

TCK 326/1 Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Yok etme suçlaması yapıldığı açık şekilde görülüyor.

Devam edeyim… Aynı fezlekenin ikinci sayfasında yine aynı suçlama yapılıyor olay anlatılırken.

Bu Fezlekenin en üstüne savcı el yazısıyla Tutuklamaya sevk yazıyor. Beni işte bu suçlardan dolayı tutukluyor. İşte savcının el yazısı.

Bu yazının yanı sıra savcı Gökalp Kökçü bir de 5. Sulh Ceza Hakimliğine Tutuklanmam ile ilgili yazı yazıyor. O yazıda da 326/1 Devletin gizli belgelerini yok etme suçlamasını şahsıma yönelttiğini açık açık yazıyor. “Orijinal belgeleri imha ettiğimi ifademde belirttiğim” iftirasını yazarak, gizli belgeleri yok etme suçlamasını yapıyor.

Yazının son sayfasında yine orijinallerini yok ettiğimi ifademde söylediğim iftirasını atıyor. Böyle bir ifadem yok. Ve tutuklanmamı istiyor.

Tutuklanma sürecimle ilgili yazışmalar işte bunlar. İki yalan haber, haberde söylemediğim ifadeler, “orijinal belgeleri yok ettiğini söyledi” yalanı ve devamında “Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Yok Ettiğim” suçlamasıyla tutuklanmak istenmem.

Comments are closed.